BABA YARASIMI? KALP AÇLIĞI MI, KARIN AÇLIĞI MI?

BABA YARASIMI? KALP AÇLIĞI MI, KARIN AÇLIĞI MI?


Gönül dağı dizisinde kalp açlığı mı? Karın açlığı mı önemli? Diye bir söz duydum. Dizi son üç bölümdür zengin bir babanın mal hırsı yüzünden çocuklarıyla hiç iletişimi olmamış ve öleceğini anlayınca ölmeden birkaç ay önce onlardan helallik isteyip hatalarını söylemesi ile baba yarasının ön plana çıktığı görüldü. Farkında olmadığımız bu önemli konuyu ilk defa dram olarak işlenmesi birçok insanda aile olmanın önemini ortaya koydu.

Geçmiş yıllarda öğrencilerime bir anket uygulardım. “iyi bir anne baba olsaydınız çocuklarınıza nasıl davranırdınız? İyi başbakan olsaydınız halka nasıl davranırdınız? İyi bir sanatçı olsaydınız nasıl bir oyuncu olurdunuz? İyi bir müdür ya da öğretmen olsaydınız öğrencilerinize nasıl davranırdınız?” gibi sorular sorardım.

Öğrencilerimin büyük çoğunluğu babasından şikâyetçi olurdu. Eve gelince televizyonun başına geçer, yatana kadar tv izler. Ama son zamanlarda da elinde telefon yatana kadar onunla meşgul oluyorlar. Bizim durumumuz nedir, başarılı mıyız, arkadaş çevremiz nedir diye merak bile etmiyorlar.

Maalesef bazı kız öğrencilerimizin arkadaş edinmesinin arkasında ilgi eksikliği yatmaktadır. Bir kız öğrencim babasına 3 sayfalık mektup yazmıştı. Babası büyük bir kurumda müdürlük yapıyor ve çevresinde sevilen biri olmasına rağmen çocuklarına hiç vakit ayırmamış. Ziyaretine gidip ön bir konuşma ile mektubu verdim. “Hocam bu adam ben miyim?” diye sordu. Maalesef bu baba sizsiniz deyince gözleri doldu ve teşekkür etti. Bir ay sonra öğrencim; “Hocam babama bir şey oldu. Benimle arkadaş gibi oldu, pastaneye, lokantaya götürüyor. Çok mutluyum” demişti.

Babaların yokluğunun etkisi halk arasında "baba sorunları" olarak bilinse de; daha teknik bir terim olan "baba yarası " olarak adlandırılır. Baba yarası, bir babanın çocuğunun hayatından fiziksel veya duygusal olarak uzak kaldığında oluşan duygusal hasara verilen addır. “Baba yarası”, babanın çocuğun duygusal gelişiminde güven, sevgi, onay veya ilgi sağlamadığı durumlarda oluşan içsel bir eksikliktir.

Küçük yaşlardan itibaren babanız tarafından sevilmediğinizi, tanınmadığınızı veya istenmediğinizi hissediyorsanız, bu durum kendinizi nasıl gördüğünüzü ve başkalarının sizde ne görmesini beklediğinizi etkileyebilir. Bu dersler yetişkinliğinizde de aklınızda kalabilir ve hayatınızı nasıl yaşayacağınızı değiştirebilir. Örneğin, kendinizde bir sorun olduğunu düşünebilirsiniz, ancak bu doğru değildir. Baba yarasının tetikleyebileceği acı ve utanç nedeniyle nadiren konuşulur. Sonuç olarak, birçok kişi baba yarasının üstesinden gelmeyi zor bulur. Ancak rehberlik, bilgi ve bir eylem planıyla baba yaranızı iyileştirmeye başlayabilirsiniz.

Baba yarası, bir kişinin babasının yokluğunda veya istismarcı olduğunda ortaya çıkan, baba ve çocuk arasında çözülememiş bir travmadır. Hem fiziksel hem de duygusal yokluğun baba yarasına yol açabileceğini bilmek önemlidir. Örneğin, küçük bir çocukken sizi terk eden bir baba, baba yarasına yol açabilir. Aynı şekilde, babanız manipülatif, aşırı eleştirel veya duygusal olarak ilgisiz biriyse, bu da baba yarasına yol açabilir. Baba yarası, anne yarasından farklıdır ve bu ayrım, anne ve babaların toplumsal beklentilere göre oynadıkları rollerde yatar. Kadınların çocuğa bakım ve beslenme sağlaması beklenir; eğer bu duygusal desteği sağlayamazlarsa, çocukları anne yarası geliştirebilir. Ancak baba yarası, daha çok duygusal veya fiziksel devamsızlıkla ilişkilidir ve bu da babanın "koruyucu" ve "tavsiye veren" olarak klişe rolünü yansıtır. Ayrıca; baba yarası belirtileri ve bulguları kişiden kişiye farklılık gösterir ve çocukluktaki diğer duygusal zorluklara benzeyebilir. Bu nedenle, tespit edilmesi her zaman kolay değildir ve çoğu zaman fark edilmez.

Baba yarası, anne yarasından farklıdır ve bu ayrım, anne ve babaların toplumsal beklentilere göre oynadıkları rollerde yatar. Bu eksiklik yetişkinlikte şu biçimlerde ortaya çıkar: Sürekli onay ve sevgi arayışı, terk edilme korkusu. Değerini başkalarının sevgisiyle ölçme. Güçlü ya da baskın erkeklere yönelmeler olabiliyor. Yine, eşini aldatan bayanların ve erkeklerle çok gezen kızların ortak yönü kalp açlığının doyurulamamasıdır. Çocukların karnını doyurmak, onlara istedikleri her şeyi almak çözüm değildir. Baba yaraları her zaman babanın duygusal veya fiziksel yokluğunu içerir. Ancak, bu yokluğun biçimi her ailenin özel koşullarına göre farklılık gösterir. Örneğin, babanız aşağıdaki durumlarda sizde de baba yarası gelişebilir: Aşırı koruyucu ve kontrolcüydü. Seni çok eleştirdi. Ruhsal bir sağlık sorunu yaşıyor. Baba yarasını kendi babasıyla yaşamıştı. Sözlü, fiziksel, duygusal veya cinsel tacizde bulunuldu mu? Çocukken seni terk edip gitti mi? Fiziksel veya duygusal ihtiyaçlarınızı ihmal ettiniz mi? Madde bağımlılığından muzdarip mi? Boşanma veya ayrılık sonucu aile evini terk etti mi? Çocukken vefat etti gibi olaylardır. Bu kapsamlı bir liste değil; baba yarası, babanın herhangi bir nedenle yokluğunda ortaya çıkabilir.

Ancak kesin koşullar ne olursa olsun, baba yarası hayatınızı önemli ölçüde etkileyebilir, bu yüzden onu fark edebilmek önemlidir; bunu, belirti ve semptomları göz önünde bulundurarak yapabiliriz. Kızlardaki baba yarası, genellikle sağlıksız ilişkiler örüntüsüyle kendini gösterir: Baba yarası olan kızlar genellikle babalarından göremedikleri sevgiyi özlerler ve bu da onları romantik partnerlerinden sağlıksız davranışlar sergilemeye daha yatkın hale getirir. O yüzden kız çocukları Günebakan çekirdeğine benzetilmiştir. Günebakan çekirdeğinin adı sabah güneşi ile beraber akşam güneş batana kadar kafasını güneş yönünde çevirdiği için verilmiştir. Bir kişi deney için tarladaki bir günebakan çekirdeğine ayna tutar. Aynaya ters yönden bakan günebakan çekirdeği hep ayna yönünde kalır. Evde ilgi görmeyen kız çocuklarına maalesef sokakta ayna tutan birçok yanlış insan çocukların hayatını karartıyor. Çocuklarımıza biz ayna olmalıyız.

Peki, yıllar sonra ne oluyor? Baba yarası olan kadın neden narsist eş seçiyor. Psikolojide “baba yarası” olan kadınların (yani babasıyla duygusal bağında eksiklik, reddedilme, ilgisizlik, ya da terk edilme yaşamış kadınların) ileriki hayatlarında narsist erkekleri çekici bulması tesadüf değildir.

Neden narsist erkekleri seçer? 1. Tanıdık duygudur: Narsist erkekler, genellikle tıpkı sevgisiz veya mesafeli babalar gibi davranır. Bu “tanıdık” atmosfer kadına bilinçaltında “evdeymişim gibi” hissettirebilir. 2. Değerini kanıtlama ihtiyacı: Baba sevgisini kazanamamış kadın, narsist erkeğin sevgisini “kazanmak” için çabalayarak aynı döngüyü yeniden yaşar. 3. Kontrol yanılsaması: Geçmişte kontrol edemediği bir ilişkide (baba-çocuk) yaşadığı eksikliği, bu kez “tamir etmek” için benzer bir ilişkiyi bilinçdışı olarak tekrar eder. 4. Güç çekiciliği: Baba figürü genelde otoriteyle ilişkilidir. Narsist erkeklerin kendine güvenli, baskın ve “kontrol sahibi” halleri bu ihtiyacı tetikler.

Sonuçta ne olur? Kadın, duygusal olarak “çocukluk yarasını” yeniden yaşar. Narsist erkek, sevgiyi koşullu verir; bu da kadının “değerimi kanıtlamalıyım” duygusunu besler. İlişki, bir tür duygusal travma döngüsü haline gelir. Çözüm yolu ne olabilir? Baba figürüyle ilgili bastırılmış duyguları fark etmek ve üzerinde çalışmak (terapiyle mümkündür). “Sevilmek için çabalamak” yerine, kendini koşulsuz kabul etmeyi ve sağlıklı sınırlar koymayı öğrenmek. Narsist davranışları erken fark edip uzak durmak.

Baba yarasının tetikleyebileceği acı ve utanç nedeniyle nadiren konuşulur. Sonuç olarak, birçok kişi baba yarasının üstesinden gelmeyi zor bulur. Ancak rehberlik, bilgi ve bir eylem planıyla baba yaranızı iyileştirmeye başlayabilirsiniz. Bazı aileler baba yaralarını normalleştirebilir ve yaşadığınız acı ve ızdırabın normal olduğunu düşünebilir. Yaşadığınız deneyimin herkesinkiyle aynı olduğuna dair içsel inanç da baba yarasının fark edilmesini zorlaştırabilir. Ancak çocukken yaşadığınız bağlanma travmasını ve bunun yetişkin yaşamınız üzerindeki etkisini fark ederek iyileşmeye başlayabilirsiniz.

Peygamberimiz; “–Bağış ve ihsanlarınızla çocuklarınıza müsâvî (eşit) muâmelede bulunun. Eğer ben birini üstün tutacak olsaydım, kızları üstün tutardım.” Der. Başka bir hadiste; “Her kim üç kız çocuğunu himâye edip, büyütüp evlendirir ise, sonra da onlara lütuf ve iyilikte devam ederse o kimse cennetliktir.” “Her kim kız çocuklarını yetiştirme yüzünden bir sıkıntıya uğrar da onlara iyi bakarsa bu çocuklar, onu cehennem ateşinden koruyan bir siper olur.” Diyerek çocuklarımıza sahip olmamız gerektiğini çok güzel ifade etmiştir.

“Kızını dövmeyen dizini döver” atasözü yerine “Kızını sevmeyen kendini döver” sözüyle değiştirebiliriz.