Süt bozulursa yoğurt olur. Yoğurt sütten daha değerlidir. Daha da kötüleşirse peynir oluyor. Peynir yoğurttan da sütten de değerlidir. Ve üzüm suyu sirkeye dönüşürse üzüm suyundan daha uzun ömürlü ve faydalı olur.
Hatalar yaptığın için kötü değilsin. Hatalar, seni bir insan olarak daha değerli kılan deneyimlerdir. Kristof Kolomb, Amerika'yı keşfetmesine neden olan bir navigasyon hatası yaptı. Alexander Fleming'in hatası onu Penisilin'i icat etmeye yönlendirdi.
Hatalarınızın sizi üzmesine izin vermeyin. Mükemmel yapan pratik değildir. Kusursuz yapan, ders aldığımız hatalardır... Ama yaptığımız hatalar nedeniyle kaç işi yarım bıraktık, ne kadar çok üzüldük ve karamsarlığa kapıldık.
Hatalardan öğrenmek gerek. Biraz eskiye dönüp hatırlayalım; okul sıralarındayız ve girdiğimiz dersin hocası sınıfa bir soru soruyor. Söz alarak tam bir özgüvenle cevap veriyoruz. Ama ya sonra? Cevabımızın yanlış olduğu net bir dille yüzümüze, hem de herkesin içinde söyleniyor. Hepimiz geçmişte bu gibi anları yaşamışızdır ve bu anlar başka birçok güzel hatıranın aksine hafızamızda çok net olarak kalmış ve hiç de hoşlanmadığımız, sıklıkla kendimizi suçladığımız ve utandığımız duygu ve düşüncelerin oluşmasına neden olmuştur.
Çünkü o anlar hata yapmaktan korkmak, kişide bir davranış tarzı olarak yerleştiğinde bireyin gelişimini olumsuz etkileyen ve bireyi erişebileceği mesleki ve sosyal noktanın gerisine iten kronik bir stres kaynağıdır.
Aslında deneme-yanılma tecrübe sağlıyor. İnsanların öğrenmeye en açık olduğu zamanı, yani bebeklik çağını düşünelim ve bir bebeğin gelişimini hep beraber hatırlayalım. Bebekler, yürümekten veya su içmekten konuşmaya kadar, her şeyi hata yaparak öğrenirler. Aynı yere defalarca çarparlar, her şeyi kırar ve dökerler, yürürken düşer, yaralanır ve böylece birçok deneme-yanılmanın sonunda gelişerek, neyi nasıl yapabileceklerini öğrenirler. Tabii ki, daha önce yaşadığınız ve deneme-yanılmalarla belki birden çok kez tecrübe ettiğiniz öğrenimleriniz bugün aldığınız kararları vermenizi sağlamaktadır.
Bazen bir karar verebilmek ve doğru hamleyi yapabilmek adına uzun uzadıya düşünür ve en iyi seçimi yaptığımıza kendimizi ikna ederiz. Fakat hayatta, hepimizin tecrübe ettiği gibi, istediğimiz sonuçlara varmak her zaman mümkün olmazken, hatalarımızdan ders çıkarma fırsatımız hep vardır.
Hata yapma korkusu üretkenliği azaltır. Maalesef; toplumun birey üzerinde kurduğu baskı nedeniyle hata yapma korkusu çok yaygındır. Kişiler hata yapmaktan korktukları gibi yaptıkları hataları da yok sayarlar. Ancak kimse mükemmel değildir ve her şeyi bilemez. Hata yapmaktan korkmak bir süre sonra hiçbir şey yapmamayı getirecektir. Örneğin; profesyonel hayatta bireysel çabalarla verimlilik artışı yakalamak veya iş süreçlerini geliştirmeye çalışmak hataya açık bir eylemdir ve süreç neyi gerektirirse desteklenmesi gerekir. Ancak meslektaş ya da yönetici kaynaklı yergi ya da memnuniyetsizlik, bireyin hata yapma korkusuyla çalışmasına neden olacaktır. Böylece birey ya bıkkınlıkla ya da tatminkâr olmayan bir sonuçla işi tamamlayacak, ancak her iki durumda da iş süreçlerinin olumsuz etkilenmesi önlenemeyecektir.
Bireyin yaptığı hatadan dolayı öğrenmesini engelleyen ve sıklıkla görülen bir davranış; kişinin hatayı kendinde görmemesidir. Hata sahiplenildiğinde bunun belki bir zayıflık işareti olarak görüleceği, belki de prestij veya pozisyon kaybına uğranılacağı düşünülmektedir. Oysa ki tam tersine, yapılan bir hatayı başkasına mal etmek insanların o bireye olan saygısını azaltacaktır. Ancak yapılanların sorumluluğu alınırsa insanların saygısı kazanılabilir. Ayrıca hatanın birey tarafından üstlenilmesi liderlik özelliklerden olduğu için kişi, çevresindekiler tarafından fark edilecektir. Etrafında bu şartları oluşturan bir birey ise hedeflerine ulaşmak için çalışırken müthiş bir hareket özgürlüğüne kavuşacaktır.
Kendimize sorular sorarak nerede nasıl bir hata yaptığımızı, bunlardan elde ettiğimiz deneyimleri hayatımıza nasıl katabileceğimizi düşünmeliyiz. Burada belki de önemli olan kelime “önceliklerimiz”dir. Yapılan hatalardan, önceliklerinin gerçekte ne olduğunu doğru süzebilen bir kişi için geriye, hedefine doğru emin adımlarla ilerlemekten başka bir şey kalmaz.
Çevrenizde ya da iş ve sanat dünyasında size ilham olan kişilerin hayatlarına bakın. Sizce her şey hep planladıkları gibi kusursuz mu gitmiş? Çıktıkları yolculuk her ne için olursa olsun hiç hata yapmamışlar mı? Elbette yapmışlardır ya da her şey planladıkları gibi gitmemiştir, ama önemli olan düştükten sonra daha güçlü bir şekilde kalkmayı bilmektir ve emin olun ki bunu yapabilmenin en iyi yollarından biri de tecrübelerden ders almaktır. Hatalar ve planlanmayan durumlar her insanın hayatında var. Önemli olan tüm bunlara “olumsuzluk” olarak bakmamak ve yaşadığınız her şeyden bugününüz ve geleceğiniz için pes etmeden, umutsuzluğa kapılmadan bir ders çıkarmaktır. Hayatta başarılı olmak için bilmeniz gereken sır işte tam olarak budur.
Bazen bazı şeyler hayal ettiğiniz gibi kolayca gerçekleşmeyebilir. Örneğin kendi işinizi kurdunuz ve fazla sayıda iş yaparak yüksek kazanç elde ediyorsunuz. Fakat bir süre sonra bulunduğunuz bölgede sizinle aynı işi yapan başka bir iş yeri açıldı ve kazancınız büyük bir şekilde düştü. İşinizi açtığınız ilk dönemdeki kazancınızın hayatınız boyunca hep aynı şekilde yüksek olmasını bekleyemezsiniz. Şu anda da kazancınızın hep düşük olacağını da söyleyemezsiniz. Hayatta hiçbir şey olduğu gibi kalmaz, sürekli değişim yaşanır. Bu nedenle değişimlere karşı hazırlıklı olmak ya da değişim yapma zamanı geldiğinde gelişim için adımlar atmak oldukça önemli. Verdiğimiz örnek üzerinden ilerlememiz gerekirse iş yerinizde müşterilerin daha çok dikkatini çekecek ek ürün ve hizmetlere yer verebilirsiniz. Kendinizi rakip firmadan farklı kılmayı başarmalısınız! Bunu ise ancak yaşadıklarınızı ve hatalarınızı gözden geçirerek yapabilirsiniz. Ticari hayatta önemli bir kural vardır: “Ya hiç kimsenin yapmadığı bir işi yapacaksınız ya da herkesin yaptığı işin en iyisini yapacaksınız”
Zamanla bardağın dolu tarafını görmeyi öğrenirsiniz. Hayattan ders almaya başladığınızda eskiden “olumsuzluk” olarak adlandırdığınız şeyleri “ders” ya da “tecrübe” olarak adlandırmaya başlarsınız ve tecrübelere değer verirseniz onların sizin için en iyi öğretmenler olduğunu göreceksiniz. Böylece bir işe girişmeden önce önlem almanıza ve elinizden gelenin en iyisini yapmanıza rağmen hata yaptığınız durumda hemen ayağa kalkmayı öğreneceksiniz. Çünkü bardağa dolu tarafından bakmanın önemini, hayattan ders ala ala keşfetmiş olacaksınız!
Bazen yardım almanız gerektiğinin farkına varmalısınız. İstediğiniz her neyse onun sahibi olmak için bazen başkalarından, alanında uzman kişilerden yardım almanız gerekir. Unutmayın ki başarılı insanlar, iyi yaptıkları şeylerin eksik yanlarının da farkındadırlar ve yardım almaktan çekinmezler! Zira namazdan sonra en önemli ibadet istişaredir. Bir iş yaparken ehline sormaya "meşveret" veya "istişare" denir. İstişare sünnettir. Kur'an-ı Kerim de mealen, (Yapacağın işi önce meşveret et!) buyuruluyor. (Al-i İmran 159)
Sizin tarafınızdan ya da başkaları tarafından “imkânsız” olarak görülen çoğu şey aslında zihinsel engellerdir. Bu engelleri aşmak ise tamamen sizin elinizde. Kendinizi imkânsızlıklarla sınırlandırmamak için yapmanız gereken; kendinize inanmak, karar verdiğiniz şeyi yapmaya karar vermek ve tecrübelerinizden ders alıp hep daha iyisi için yol almak! İmkânsız olarak kabul edilmiş her şeyin mümkün olduğunu gördüğünüzde yeni bir şey yapmak ve daha fazla yol alabilmek için daha çok motivasyona sahip olacaksınız!
Bir köylü harap olmuş kulübesinin önünde çıplak ayakla oturmuş sigarasını tüttürüyordu. Oradan geçen bir yabancı, köylüden bir bardak su istemek için yanına gitti. Muhabbete başladılar:
”Bu sene pamuk nasıl”? diye sordu adam. ”Pamuk ekmedim” dedi köylü.
”Peki, mısır nasıl”? Onu da ekmedim, yağmur yağar diye korktum.”
Adam mahcup oldu fakat neşesini bozmamak için sordu: ”Patates nasıl?”
”Ekmedim, hastalık gelmesinden korktum” dedi köylü.
”Peki, ne ektin?” diyen adama köylü: ”Hiçbir şey ekmedim, kendimi emniyete aldım” diye cevap verdi.
Bu köylü, tarlasını ekmedi ve boş bir tarlayla bir yıl geçirdi. Bir çok insan da hayat tarlasına korkuları yüzünden ekim yapamıyor ve boş bir hayatın kenarında sigarasını tüttürüyor.
Başarılı insan, hatasından ders alır, hata yapmaktan korkmaz. Hatayı telafi etmek için çözüm üretir, hatanın kaynağını bulur ve hatanın insanın doğasında olduğunu bilir.
Bir Fransız yazar ”Yapılacak o kadar çok hata var ki, aynısını yapmak için hiçbir sebep yok” demiştir. ”Her hata iyi bir öğretmendir, yeter ki iyi bir öğrenci olalım”
Kaynak: ( Niyazi F. ERES )